|
Ahmet Telli
|
|
16-09-2006, 01:57 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Ahmet Telli
ANKARA'DA
I Kumrular sokağı hüzzamdı bir zaman Kale'ye rast vaktinde çıkılırdı Gariptir, Sezenlerdeki hanende Çekip gitti Sarguttan bir ay önce.. II Posta caddesi, Taşhan, Karpiç ve diğerleri Ama artık meyhaneler kalmadı Ankara'da Belki bundandı Cemal Süreya'nın Kızılay'da Huzursuz bir zürafa gibi dolaşması.. ANLADIM Bulutları düşünüyorum kuşları ve aşkı Tarihleri var da onların hatta anıları Vatanları olmadı hiç bir zaman ki onlar Ayışığına karıştılar yeryüzünden göçerek Ve bırakarak metal bir uygarlığı geride. Anladım ayaklarımın altındaki dünya değil Çocuk sevinçleri ipinden koparılmış uçurtmalar Bulutu ve suyu izliyor soluk bir sonsuzluk Anladım yüreğimdeki rüzgarla sürükleniyorum Üşüdüğümü unutuyorum yalnızlığımı da Yasaksa artık bu ülkeden çıkmamız Vatansız olduğumuzu bilelim diyedir Mayınlayarak ömrümüzün kalan kısmını Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan. BEKLESEM Biri var, nasıl konuşursa, herkesin öyle düşünmesini ister Sfenks demiştim daha önce yanıldım, bir soytarıydı her nasılsa tarihe sızan Beklesem unuturdum uçurumların dilini ve ömrümün bütün karşılığı ödünç alınan bir umut olurdu ki şimdi onu da yitirmiş KURTULUŞ parkında bekleyen biri Biri var, KURTULUŞ parkında ordadır akşamları birini bekler gibi durur, üşümüş gibi biraz da Acemidir, ikide bir kaçırır bakışlarını ve korkuyla harelenen gözleri haylaz çocukların kırdığı sokak lambasıdır Tedirgin, solgun, ikircikli sesiyle ses verir -Yerin varsa iyi olur, bir de çok hırpalamazsan Suyu kurumuştur kuyunun çıkrık boşuna dönüp durur unutmuş sevinebilmeyi, gülümsemeyi unutmuş biliyor seçtiği adın kendine hiç yakışmadığını sımsıcak sarılmayı unutmuş, bilmiyor öpmeyi Kenti bir uçtan bir uca yürüyebilmek sevdiğinin kolunda bulutlara bakarak -Boşver bunları diyor, karşılığı yok yaşamda Biri var, KURTULUŞ parkının oradadır akşamları bir söz bulunsa eskimemiş, sessiz bir söz sabaha kadar konuşulsa yine de hiç bitmese yalnızlığını unuturdu belki, üşümeyi unuturdu bir yıldız gibi gülerdi şafak sökerken söylediği türkünün kıvrımlarında bir yangın tutuştururdu bütün kenti, kül ederdi Beklesem, bütün öyküsünü alırdım eskimemiş bir sözün gülümseyişiyle Biri var. bütün gün lunaparktadır ve kenti götürüp koyar aynaların karşısına Beklesem, bütün soytarıları görürdüm her nasılsa tarihe sızan... ---ÇOCUKSUN SEN--- Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya onlardan birindeyim Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum. Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil... HALA KOYNUMDA RESMİN Sımsıcak konuşurdun konuşunca ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki çiğdemler güller mor menevşeler açardı Sımsıcak konuşurdun konuşunca Hâlâ koynumda resmin Dağları anlatırdın ve dostluğu bir ceylan gibi sekerdi kelimeler Sesini duymasam çölleşirdi dünya dağlar yarılır ırmaklar kururdu bulutlar çökerdi yüreğime Hâlâ koynumda resmin Gün akşam olur elinde kitaplar ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin bir dostun vurulduğu gün Hâlâ koynumda resmin Kaç mevsim kırlara çıkıp çiçekler topladık mezarlar için Belki ürküttük tarla kuşlarını belki kurdu kuşu ürküttük ama aşkı ürkütmedik hiç Hâlâ koynumda resmin Ve hâlâ sımsıcak durur anılar sımsıcak ve biraz boynu bükük Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır ve firari bir sevda gibi Şimdi duvarlarda resmin... ---ÖZLEMEDİM SENİ--- Hiç özlemedim seni Özlemek dostluktandır dostluğundan öte bulmalıyım seni.. Sıcaklığını bulmalıyım dokunuşlarını, kenetlenişi Terimizle sulanmalı yeryüzü güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca.. Apansız fırtınalar çıkmalı, sarsılmalıyım. Özlemek, yanında olmak isteğidir gülüşünü görmek biraz da Hiç özlemedim seni.. Saçlarına gül takmam bir ırmak gibi akıtırım ovaya soluğunla yanar dudaklarımın bozkırı Akkor halindeki ufuk bakır bir tel gibi eriyip gider kraterler ortasında kalırım.. Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.. Biz ki ustasıyız vatan sevmenin.. Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur..
|
|||
|
|







